• +90 532 342 23 89
  • info@anadoluatlasi.com
  • www.anadoluatlasi.com

Lebedos Antik Kenti - İonia'nın Az Bilinen Kenti

İzmir'e bağlı Seferihisar ile Aydın'a bağlı Kuşadası arasındaki sahil şeridi, Antik Çağ'da İonia'nın kalbiydi. Günümüzde de kesintisiz bir yerleşim hattına sahip olan bu şeritte, sakin bir tatil beldesi olan Ürkmez ve İonyalılar'dan kalma mirası Lebedos bulunur.

İonia, tartışmasız olarak günümüz Batı kültürünün temelini atmıştı. Gerek bilimde, gerek kültür ve sanatta, gerekse felsefe ve siyasette Antik Çağ'ın en ünlü coğrafyasıydı. Kurdukları İon birliği, Akdeniz'de ve Karadeniz'de kurduğu kolonilerle günümüzün pek çok Avrupa şehrinin doğmasına neden oldu. 12 kentten oluşan İon Birliği her ne kadar ünlü, büyük kentleri (Ephesus, Miletos, Priene gibi) barındırsa da Lebedos ve Myus gibi, göreceli olarak önemsiz ve küçük kentleri de barındırıyordu.

Gerçektende 12 İon kenti arasında tarihte adları en az geçen kentler Lebedos ve Myus'tur. Myus, Menderes Nehri'nin getirdiği alüvyonlar yüzünden limanını kaybetti, sıtma belasıyla uğraştı ve tarihten silindi. Lebedos ise çok yakınında bulunan Kolophon, Teos ve de Ephesos ile rekabet edemedi ve şu an bulunduğu yarımada üzerinde, tarihte önemli bir rol oynamadan yaşamını sürdürdü.

Erken dönem tarihiyle ilgili çok bilgi sahip olamadığımız Lebedos'ta, yakın dönemde yapılan yüzey araştırmalarında toplanan materyaller arasında bulunan obsidyen bir yonga, Lebedos'un tarihinin büyük ihtimalle prehistorik dönemlere gittiğini göstermektedir.

Lebedos Antik Kenti'nin kuruluş hikayesi, bölgede yer alan diğer İonia kentlerinden alışık olduğumuz şekilde bir söylenceye sahiptir. İonlar'dan önce bölgede aşayan Karialılar, İon göçlerinin başlamasıyla Kodros soyundan gelen birinin önderliğindeki bir kavim tarafından yurtlarından edilirler. Kodros soyundan gelen bu kişinin adı, yazılı kaynaklarda Andramion ya da Andropompos şeklinde geçer. Andropompos ismi "insanlara eşlik eden kişi" anlamına gelir ki, bu isim koloni kuran ve bir kavime önderlik eden birisi için çok uygun bir isimdir.

Lebedos Antik Kenti'nin konumlandığı yarımada yaklaşık olarak 280 m uzunluğundadır. Anakaraya oldukça geniş bir kıstakla bağlanan yarımada dil şeklindedir. Lebedos'un akropolisi bu yarımadada, yüksekliği 60 m'yi bulan bir tepe üzerindedir. Lebedos çevresi verimli ve zengin topraklara sahipti. Bununla beraber yoğun ılıca çıkışları bölgede görülür. Ama yukarıda da bahsettiğimiz gibi, komşuları Kolophon ve Teos'un kara ticaretini, Ephesus ve yine Teos'un deniz ticaretini elinde tutması ve iyi bir limana sahip olamamasından dolayı Lebedos, ticari pastadan çok büyük bir pay alamamıştır.

İonia'nın altın çağlarında, yani M.Ö. 6. ve 5. yy. zamanlarında pek çok İonia kenti düşünürler, biliminsanları ve ozanlar çıkarırken, herhangi bir Lebedoslu'nun adı ön plana çıkmamıştır. Aslında bu vargı bütün dönemler için geçerlidir. Bununla beraber İonların başrol oynadığı, Miletos önlerindeki Lade Adası'nda gerçekleşen Lade Savaşı'nda İon donanmasına bir katkıda bulunamamıştır. M.Ö. 5. yy'da Delos Birliği'ne 3 talent gibi küçümsenemeyecek bir vergi veren Lebedos, kentin kaynakları bu tutarı karşılayamayınca 1 talent vergi ödemeye başlamıştır. Ayrıca Lebedos, Klasik Dönem'de sikke basmayan tek İonia kentidir.

Hellenestik Dönem'de ise adına birkaç yerde rastlanılır. M.Ö. 304 yılında meydana gelen ve İonia'yı yerle bir eden depremin ardından Antigonos Teos ve Lebedos'u tek çatı altında toplamayı önerir. Teos'ta bulunan uzun bir yazıtta ortaya çıkan bu öneri Antigonos'un 302 yılında ölmesiyle kapanmıştı. Büyük ihtimalle, bu tasarıya göre Lebedos'un tamamen terk edilmesi gerekecekti. Antigonos'un ardından bölgede tek egemen güç haline gelen Lysimakhos'un, Lebedos'u tamamen boşaltıp yok ettiği ve Lebedos halkını Ephesos'a yerleştirdiği rivayet edilir. Ama buna rağmen Lebedos'un biraz daha yakın dönemde adı tekrar duyulur. M.Ö. 266 civarında Mısır Kralı II. Ptolemaios'un boyunduruğu altına giren Lebedos şehiri yeniden kurulmuş ve 60 yıl boyunca Ptolemais adıyla tarihte var olmuştur.

Lebedos'un göreceli olarak, bilinen en "hissiyatlı" davrandığı durum ise Teos'ta kurulan ve Dionysos Sanatçıları'nın İonia kolu olarak bilinen birliğe kapılarını açmasıdır. Bu "baş belası" (!) birlik Teos'tan kovulduktan sonra Ephesos ve Myonnesos'a yerleşmiş ama bu kentlerden de kovulup Lebedos'a gelmişlerdir. Dionysos Sanatçıları, nüfusu zaten azalmış Lebedos'a hem ek insan gücü olacaktı hem de Strabon'un da değindiği, Dionysos onuruna her yıl yapılan ve çeşitli oyunlar da içeren şenliklere ön ayak olacaklardı. Bu ekip Lebedos'tan bir daha ayrılmadı. Strabon'dan önce ama yakın bir zamanda yazmış olan Romalı şair Horatius, Lebedos'tan "terkedilmiş bir köy" diye bahseder. Bu durum biraz abartı ifade içeriyor olabilir. Çünkü Lebedos, Klasik Dönem'de basmasa da M.S. 2. yy'a kadar sikke basmış bir şehirdir.

Lebedos Antik Kenti'nin bulunduğu yarımadaya günümüzde Kısık denir. Ürkmez Beldesi'nin Lebedos'un sınırlarına kadar gelmiştir. Bununla birlikte Lebedos Antik Kenti'nde yüzey araştırmaları dışında herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Yüzeyde çok az yapı kalıntısı vardır. En belirgin olan yapı kalıntısı kent savunma duvarları yani surlardır. 2 metrenin üzerinde bir kalınlığa sahip olan surlar dolgulu duvar örgüsü şeklinde yapılmıştır. Oldukça düzgün kesilmiş iç ve dış yüzey taşların arası molozlarla doldurulmuştur. Surlarda dört adet kule saptanmıştır. Surların, günümüzde kıstak boyunca devam edip etmediği belli değildir ama surların yönelimi kıstaktan Ürkmez'e doğru gittiğini göstermektedir. Surların içinde yapı temelleri vardır. Çok belirgin olmayan bu yapıların taşları yakın zamanda antik kentten taşınıp başka yapıların inşasında kullanılmıştır. Yarımadanın doğusunda, üç nefli Roma bazilikası planıyla örtüşen ve bir kilise olduğu düşünülen yapının temelleri vardır. Bizans Piskoposluk listelerinde Lebedos'un da adı geçer.

Lebedos Antik Kenti'nin merkezinin yarımadanın bağlandığı anakara olduğu düşünülmektedir. Anakaranın arkasındaki tepede bulunan yapı kalıntıları ve yoğun çanak-çömlek parçaları veren yüzey bunu doğrular niteliktedir. Tepe doruğunun hemen yakınında bulunan geniş bir platformada, büyük bir yapıya ait olduğu düşünülen temel izleri bulunmaktadır. Lebedos Antik Kenti'nin Dionysos sanatçılarına kucak açtığından bahsetmiştik. Böylesi bir ekibin gösterilerini düzenlemek için tiyatroya ihtiyacı olduğu aşikardır. Şu an kesin olmasa da anakara üzerindeki tepenin kuzeybatısındaki boşluğun tiyatro olduğu düşünülmektedir. Bunlara ek olarak kentte bir gymnasionun varlığı da bulunan yazıtlardan bilinmektedir.

İzmir Antik Kentleri arasında pek tanınmayan Lebedos Antik Kenti'ni yakınında bulunan Teos, Klaros, Kolophon ve Notion'a yapacağınız bir seyahatle gezmenizi tavsiye ederiz.

Blog Search