Cuma, 13 Eylül 2019 23:00

Roma Dönemi'nde Ankyra: Ankara Roma Hamamı

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ankyra: Etimolojik Kökeni ve Yazılı Kaynaklarda Ankyra

Roma Dönemi'nde Ankyra, günümüz Türkiye'nin iç kısımlarının neredeyse hepsini içine alan Roma Eyaleti Galatia'nın en önemli şehriydi. Şehrin etimolojik kökeni olan 'ANK-', kıvrım veya keskin dönemeç anlamına gelmektedir. M.Ö. 2. Bin'e tarihlenen  Hitit metinlerinde, Ankuwa, Ankala, Ankuwash gibi benzer köklere sahip yer adlarına rastlanmaktadır. Dolayısıyla Ankara ismi Hitit Dönemi'ne gitse de şehrin herhangi bir yerinde Hititlere dair hiçbir arkeolojik iz yoktur. 

Aynı kök (ank-) Yunanca'dan gelen gemi çıpası anlamına geldiğinden şehrin ismi antik Roma ve Yunan kaynaklarında böyle geçmektedir. Çıpaya ait mitler dolayısıyla da çıpa, bu şehrin görsel sembolü olmuş; M.S. 2. ve 3. yy'da basılan sikkelerin üzerinde betimlenmiştir. Şehrin ismi çeşitli fonetik değişimlere rağmen aynı kalmıştır: Ankyra, Angara, Angora, Engürü, Engere, Ankara. 

Ankyra ilk olarak M.Ö. 4. yüzyıl kaynaklarında geçmektedir. Büyük İskender Kapadokia'ya ilerlemeden önce Paphlagonialı liderler ona Ankyra'da teslim oldular (Arrian 2.41. çev. E.J. Chinnock 1893).

Livius'un çağdaşı Yunan coğrafyacı Strabon, Roma eyaletinin kurulmasından kısa bir süre önce Orta Anadolu'daki durumu anlatırken, Ankyra'dan bir şehir olarak değil, Galat Tektosag kabilesinin kalesi (phrourion) olarak bahseder:

''Tegtosaglar Pessinus ve Orcaorci civarında büyük Frigya'ya dahil bazı yerleri ellerinde bulunduruyorlardı. Lidya'ya doğru Blaundos kalesi civarında bulunan Frig şehri ile aynı ismi taşıyan Ankyra kalesi de Tektosaglar'ın elindeydi.'' (Strabon 12.5.2, C567)

Ankyra, M.S. 4. yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğu'nun en önemli merkezlerinden biriydi. Buna rağmen şehirde Augustus Tapınağı'ndan başka nitelikli kamu binalarının bulunduğuna dair hiçbir kanıt yoktur ve yazılı kaynaklar da oldukça azdır. 

Caracalla Hamamı/ Büyük Hamam

Ankara Roma Hamamı olarak bilinen Caracalla Hamamı hakkında seyyah J.M. Kinneir 1813 yılında at üzerinde kenti sur yapılarından yola çıkarak gezmiş; burada bulunan sütun, heykel parçaları ve arşitrav hakkında bilgi vermiştir. Buradan amphitiyatro olarak yorumladığı yapıdan İstanbul ve Çankırı kapısına ulaşır ve Kinneir'in burada hangi yapıdan bahsettiği tam olarak bilinmemektedir, ancak tasvirine göre buranın büyük olasılıkla höyük üzerinde bulunan Roma Hamamları'ndan bahsettiği anlaşılmaktadır.

Ankara Roma Hamamlarındaki ilk bilimsel kazılara 1931 yılında Ulus Çankırı Caddesi inşaatı sırasında ortaya çıkan Sütunlu Cadde'nin bulunmasıyla Milli Eğiti Bakanlığı'nın kontrolünde Dr. K. Bittel ve Dr. K.O. Dalman görevlendirilerek başlanmıştır. 

Yapı palaestra ve hamam binası olarak iki bölümden oluşmaktadır. Roma Hamamı binası yaklaşık olarak  140x180 m boyutlarında olup; palaestranın her bir kenarında 32 adet sütunun bulunduğu portiko'lar yer almaktadır. Daha sonra kazılarda ortaya çıkarılan yazıtlı arşitrav blokları da büyük olasılıkla burada yer alan palaestraya girişi sağlayan kapıya ait buluntulardır.

Roma Hamam yapısının kapalı kısı olan ana bina kompleksi sıcaklık, ılıklık, soğukluk olarak üç grupta toplanmıştır. Apoditerium olarak gösterilen alanların altında da daha önce bahsedilen Roma Hamamları'nı karakterize eden hypokaust sistemi burada da  görülmektedir. 

 

Okunma 466 kez Son Düzenlenme Çarşamba, 02 Ekim 2019 05:28

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.