Salı, 20 Eylül 2016 22:25

Anadolu'daki Antik Stadyumlar

Yazan
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Bugünkü spor aktivitelerinde oluşturulmak istenen temel ilke, ırk, din ve dil ayrımına bakılmadan, her ulustan sporcunun bir araya getirilmesiyle, yeni değerler meydana getirmektir.

Sporun tarihi, aynı zamanda insanlık tarihi konusunda da önemli izler taşır. Anadolu daki Helenistik ve roma Dönemine ait antik stadyumlara baktığımızda, bazılarının çok iyi korunmuş olduğunu, bazılarının çok tahrip olduğunu, bazılarının varlığının ise ancak kitabelerden, gezginlerin notlarından, bazı yapıların ise stadyum olabileceği tartışılmaktadır. Biz de Anadolu nun antik stadyumlar yönünden zenginliğini araştırarak spor tarihine ışık tutmak istedik

SUMMARY:

The basic principle that is desired to gain from the sport activities without race, religion and language discrimination is revealed new values with participation of athletes from each country.

The sport history also carries significant marks of human history. Some of the stadiums in Anatolia of Hellesnistic and Roman Period have well-preserved, others have destructed. The existence of some of these stadiums are known from the notes of travellers. Our purpose is to investigate the richness of ancient stadiums in Anatolia and add new findings to the sport history.

GİRİŞ:

Bugün içinde yaşadığımız, sahip çıkmamız gereken, hızla kirlenen bir dünya ile karşı karşıyayız. İyi ve güzel konusunda, Grek uygarlığının beden kültürüne verdiği önemi, değerler dizgisini, dönemin filozoflarının yaklaşımlarını irdelenen tarihsel bir kavrayışa ulaşmak güçtür. Klasik Grek felsefesinin olgunluk döneminde üç ünlü düşünür, Sokrates, Platon ve Aristotales sporun diğer uğraşlarla, müzik ve matematikle bağlantısı üzerinde durmuşlardır. Sporu, ahlaklı olmanın dürüst ve düzenli yaşamının bir öğesi olarak anlamışlardır.11

Aristoteles e göre jimnastik,  Hangi hareketin vücuda yararlı olduğunu, tabiatın insan vücuduna ölçülü olarak bağışladığı niteliklere göre bunların hangilerinin iyi ve uygun düşeceğini araştırma biçimidir. 1

Bu konuda Platon un görüşü,  Her canlı varlık, içgüdüsü ile daima sıçramak, zıplamak ister. Bunun kendine göre ritmi vardır. Bundan da dans ve müzik doğar. Genç yaratıklar vücutları ve sesleriyle uslu durmazlar, düzensiz bir şekilde sıçrayıp gürültü ederler. Fakat insanlar, adına ritm denilen ve alçak ve yüksek perdelerin uyuşumu gibi bir ahenge sahiptir.  1

Sokrates e göre jimnastik,  Vücuda güzellik ve güç kazandırmak üzere yerine getirilmesi gereken ahlaki bir ödevdir. Bunun sorgulanması en büyük bir ayıptır. 1

Bu her üç filozofunda üzerinde durduğu, jimnastiğin hedefidir. Grekler, bu eğitim idealini  Kalokagathia  kavramı ile açıklamışlardır. Kalokagathia, vücudun yetişmesi ve ruhun gelişmesi ile bağlantılı olarak güzellik ve iyilik durumunu anlatır. Greklerin iyi bir vatandaş olmada jimnastiğe verdiği önem, yurtlarına saldırılara karşı koymada görevlerini başarı ile yapmalarına yol açmıştır. 11

Bundan yola çıkarak, antik çağlardaki spor aktivitelerine baktığımızda, eski olimpiyat oyunlarının hepsi, stadyumlarda yapılıyordu. Sadece güreş stadyumun dışında palaestrada (Güreş alanı) yapılırdı. Eski yunanlılar, zamanında antik stadyumlarda yapılan atletizm ile ilgili faaliyetler; koşu, uzun atlama, disk atma ve cirit atmayı kapsıyordu. Pentatlon ise, güreş de dahil olmak üzere beş oyunu içeren bir yarışmaydı. Bu beş olay Eski yunanlıların tüm fiziksel eğitimini temsil ediyordu ve pentatlet bu eğitimin ürünüydü. Yunanlılar pentatlona özel değer veriyorlardı. Aristoteles pentatloncular bütün atletlerin en kusursuzlarıdır, çünkü doğadan güç, hız, beceriklilik ve cesareti almışlardır  diyordu. Olimpiyat programına en erken M.Ö. 708 de girmiştir. Muhtemelen pentatlon ayrı bir yarışma olarak değil, bir çeşit atletizm şampiyonluğu olarak başladı ve karşılaşmadaki galipler arasında en iyiye karar vermek anlamında kendini buldu. İlk olarak koşu yapılırdı. Sonra uzun atlama, disk atma ve daha sonra da cirit atma yapılırdı.10

Anadolu daki bölgelere göre antik stadyumlara baktığımızda, bunların Ege ve Akdeniz Bölgesinde toplandığını görüyoruz. Bunlarda bazıları çok iyi korunmuş durumdadır; Aphrodisias, Perge, Saittai gibi. Bazıları da çok tahrip olmuşlardır; Tralleis, Smyrna gibi. Bazılarının varlığı ise ancak kitabelerden, gezginlerin notlarından bilinmektedir; Myndos gibi. Bazı yapıların ise stadyum olabileceği tartışmalıdır, tahmine dayanmaktadır; Pitane, Rhodiapolis gibi. Anadolu da tam olarak 32 adet antik stadyum bulunmaktadır. 3 Bunları sırasıyla incelediğimizde;

PİTANE:

Antik Pitane kenti, bugün ki Çandarlı, aynı isimli körfezin kuzeyindeki yarımadada kurulmuştur. Kazıkbağları bölgesinde Bakırçay ( antik Caicus ) üzerinde buluna köprüden İzmir-Bergama yolunun 2. Kilometresinde bağlanır.

Yarım adanın sahil kıyısında bulunan şehir surlarının bazı kalıntıları 2.5 metre genişliğindedir. Pitane antik kentin de görülen diğer kalıntılar sadece doğu tarafında tiyatro ve güney ucunda bulunan kısmen suni bir taraça, burada bir stadyumun bulunduğu izlenimini vermektedir. 10-5

DİDYMA:

Millet antik kentinin 16 km güneyinde Apollon tapınağı ve kutsal alanıyla ünlü antik merkezdir. Kuşadası ndan uzaklığı 160 km dir.

Stadyum tapınağın güneyindedir. Bu stadyumun Didyma antik kentinde yapılan dini törenlerle ilgili olarak yer alan kutsal koşularda kullanıldığı anlaşılmaktadır. Tapınağın krepidomasının güney basamakları stadyumun kuzey tarafında oturma yerleri olarak kullanılmışlardır.tapınak sütun sırasının güneydoğu köşesinin hemen güneyinde bir merdiven ile sona eren yüksek, arkaik (Hellenistik) ait olan stadyumun güney tarafındaki oturma basamakları izler. Bunlar yaklaşık 13 m lik bir mesafeyle tapınağın krepesine paraleldir. Böylece pist oluşmuş olmaktadır. Tapınak basamaklarının da yarışın başlangıcının ve bitişinin izlenebildiği oturma yerleri olarak kullanıldığını buralara kazınmış 250 kadar seyirci adı göstermektedir.

Didyma antik kentindeki stadyumda başlama hattı doğu uçta korunmuştur. Bu hat bazı hususlarda Priene antik kentindekinden farklıdır.2-10

EPHESOS:

Efes antik kenti İzmir in Selçuk İlçesine 4 km mesafedeki önemli bir tarihi merkezdir. Efes antik kenti adını, tanrıça Artemis e adanmış ünlü Artemis Tapınağı ve kutsal alanından almıştır. Efes antik kentindeki stadyum akropolisin doğusunda, büyük tiyatronun kuzeyinde, Panayır dağının eteğinde, Vedius gymnasionundan sonra harabelere doğru giderken solda yer alır. Stadyum Hellenistik dönemde inşa edilmiş olup imparator Neron döneminde restore edilmiş ve genişletilmiştir.

Stadyum bugün harap durumdadır. Selçuk üzerindeki tepede yapılan Bizans tahkimatı nedeniyle taşlar yağma edilmiştir. Stadyumun çok güzel işçilik gösteren bir bölümü yazıtlı sıraları, Ephesos da 4. ve 6. yy larda yapılan yapılarda ve onarımlarda kullanılmıştır.

Stadyum 230 m uzunluğunda 40 m genişliğindedir. Bu stadyumda başlama hattı görülememektedir. Stadyumun güneyindeki uzun kenarında seyircilerin yeri için dağın yamacından yararlanılmış ve oturma basamakları daha büyük alt yapılar olmaksızın yükselen yamaca oturtulmuştur. Batı tarafında meydana çıkarılmış mermer levhalar bulunmaktadır. Bu levhalar başka yerlerden getirilerek burada kullanılmıştır. Üzerlerinde hurma dalı, vazo, tavşan gibi figürler bulunan bu mermer levhalardan bazıları spor müsabakalarında verilen hediyeleri tasvir etmektedir. Stadyumun yarım daire şeklindeki doğu ucunda bir oyun yeri ayrılmıştır ki, bu Roma kültürüne mahsus gladyatör ve vahşi hayvan mücadeleleri için arena olarak bir yerin bulunmaması sebebiyle bu dövüşler stadyumlarda yapılmaktaydı. Bu gösteriler sırasında Hıristiyanlar katledilmişlerdir. Bu nedenle Hıristiyanlık resmi din olarak kabul edildikten sonra Ephesos stadyumu dindarlar tarafından tahrip edilmiştir.10-2-7

MAGNESİA:

Magnesia ve Meandrum antik kenti, Aydın İli, Germencik İlçesi Ortaklar Bucağına bağlı Tekin Köy sınırları içinde Ortaklar-Söke karayolu üzerinde yer almaktadır. Kent, kuruluşunun anlatıldığı efsaneye ve antik kaynaklara göre Thessalia´dan gelen ve Magnetler olarak isimlendirilen bir kavim tarafından kurulmuştur. Magnesia´da bugün görülebilen diğer yapılar Roma İmparatorluk dönemi ve daha sonralarına aittir. Spor ağırlıklı bir eğitim merkezi olan gymnasion, Milet´teki Faustina hamamının küçük bir kopyası olan hamam, tiyatro ile Artemision arasında yer alan odeion, 25.000 kişilik stadyum bulunmaktadır.

Stadyum yerleşmesi için uygun olan ve kuzeyden güneye uzanan bir dağ yamacındadır. U planlı, çift taraflı oturtma yerleri olan bu stadyum gymnasionun güneyinde yer alır. Koşu yolunun giriş yeri bir ön yapı ile belirlenmişti. Bu yolun uzunluğu yarı kavsin başlangıcına kadar 185,90 m idi. Bu stadyumda iki uçta da kısmi bir koruma göze çarpmaktadır.3-10

MİLETOS

Milet ismi mitolojik açıdan Apollon ile ilgilidir. Apoolon ile Girit Kralı Minos´un kızı Akakallis; Akakallis´in üç çocuğundan biri olan "Miletos"a, Minos´un kötülük yapmaması için onu dağa bırakır. Çocuğa kurtlar bakar. Daha sonra çobanların büyüttüğü Miletos, Anadolu´ya gelerek Menderes nehrinin kızı "Kyane" ile evlenerek "Miletos" şehrini kurar.

Milet antik kenti M.Ö. 7. ve 6. yy.da en parlak dönemini yaşamıştır. Milet´liler özellikle M.Ö. 6. yy.da deniz ticaretini ele geçirmelerinden sonra Akdeniz ve Karadeniz´de kurdukları koloniler sayesinde etkinliklerini çoğaltmış ve zenginleşmişlerdir. Giderek Milet, İyon dünyasının başkenti haline gelmiştir. Milletos antik kenti Didyma antik kentinin 16 km kuzeyinde yer almaktadır.

Stadyum genel planda tiyatronun karşısına rastlayıp, tiyatro koyunun güneyinde yer alır. Planı uzun dikdörtgen olup uçları köşelidir. Oturma yerleri uzun yanları boyunca uzanır. Her iki tarafta yirmişer oturma sırası vardır. Stadyumun 14 bin kişilik olduğu hesaplanmaktadır. Koşu sahasının uzunluğu 191,39 m, genişliği 29,56m  dir. Miletos antik kenti stadyumunun iki anıtsal kapısı vardır. Biri batıdaki Hellenistik kapıdır, diğeri doğudaki Geç Roma devri kapısıdır. Doğudaki geç roma devri kapısı daha görkemliydi.

Bu stadyum Hellenistik çağda M.Ö.2. yy ortalarında (M.Ö.150) kendi alanı içinde şehir planına uygun olarak yapılmıştır. Geç Roma çağında da bir onarım görmüştür.2-10-7

PRİENE:

Antik çağın en büyük tarihçilerinden olan, aynı zamanda tarihin babası olarak bilinen "Anadolu´lu HEREDOT", kitabında bölgemiz için şöyle der :

"Panionion´da toplanan İyonlar, kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altına ve en güzel iklime sahip yörede kurmuşlardır. Güneyden başlayarak ilk kentleri Miletos´dur; hemen sonra Myus ve Priene gelir..."

Gerçekten de Milet, Didim ve Priene Antik Kentleri´nin yer aldığı bölge, Anadolu´nun en güzel bölgelerinden birisidir.

Günümüzden 2000 yıl önce Söke Ovası tamamen bir deniz, Bafa Gölü de bir koy şeklindeydi. Bu denizin kenarında Antik Çağın en güzel kentlerinden Priene yer alıyordu. Priene´liler denizcilikle uğraşıyorlardı.Priene´nin kelime anlamı "Hisar Yurdu" demektir.

Stadyum şehrin en aşağı bölümünde, güney duvarının yakınında yer alır. Aşağı gymnasiona kuzeybatı ucundan bitişiktir. Planı uzun dikdörtgen şeklinde olup uçları köşelidir.stadyumun desteklerle takviye edilmiş yaklaşık 1m kalınlığındaki teras duvarı bugün görülebilmektedir. Arazinin yapısı nedeniyle sadece kuzey tarafında seyirci yeri bulunmaktaydı.

Stadyumun orta kısmının üçte biri ve koşu yolu başlangıcı kazılmıştır. Koşu yolu uzunluğu yaklaşık 191 m, genişliği yaklaşık 20 m dir. Doğu ucunda bulunması gereken koşucuların hedef işareti bulunamamıştır. Batıda ise başlangıç yeri korunmuş ve meydana çıkarılmıştır.

Aşağı gymnasion ile stadyumun şehir planındaki esaslara uymadıkları ve şehirdeki diğer yapılardan ayrılmış oldukları görülür.2-7

SMYRNA:

Kadifekale´nin bulunduğu bölge genç Makedon imparatoru İskender gelmeden önce Körfez´in kıyısında yaşamış olan Karyalılar´a aitmiş. İzmir, "Smyrna" adıyla ilk kez Bayraklı´daki "Tepekule"de kurulmuştur. Persler´in İ.Ö. 545´te bu kenti, büyük bir yangınla ortadan kaldırmalarından sonra, kentin yeniden bu adla anılması için aradan neredeyse 150 yıl geçmesi gerekmiştir. Persler´in yakıp yıkmasının ardından, Smyrnalılar, köyler kurarak dağlarda yaşamayı tercih etmişler. İzmir çevresinde halen görebildiğimiz 20´den fazla kale-köy bulunuyor olmasının nedeni, Pers işgalinin doğal sonucudur. Smyrna antik kentinin kaderini, Persler´i Anadolu´dan kovan Büyük İskender değiştirmiştir

Stadyum kalenin batı kapısına doğru giden yol üzerindeki Halil Bey. İlköğretim okulunun yanındadır. Stadyum çok tahrip olmuş durumdadır. Stadyumun güney ve doğu kısımlarında bulunan oturma yerleri tepenin meylini korunarak inşa edilmiştir. Doğu uçtaki şeref yerlerinden deniz görülmektedir. Umumi vali L.Statius Quadratus un idaresi sırasında (M.S. 154-155) St. Polikarp bu stadyumda şehit edilmiştir.9-6

APHRODİSİAS:

Silifke den 31 km güneybatıda Ovacık Köyüne bağlı bugün Tisan adıyla bilinen Aphrodias denize uzanan Ovacık Burnunda bulunan ve iki limana (Doğu ve Batı Limanı) sahip bir antik kenttir. Yerleşim yerinin hinterlandla, yani iç kesimlerdeki Isaura ile hemen hemen hiç bağlantısı yoktur.

Kent, İ.Ö. 7yy. da kurulmuş bir Yunan kolonisidir. İ.Ö. 4. yy. da Pers satraplığının bir parçası olan kent, satrap Pharnabazos yönetimi altındayken (İ.Ö. 379-374) gümüş sikkeler basmıştır.

Stadyum şehrin kuzeybatı kesiminde, doğu batı yönünde uzanır. Anadolu daki stadyumların en iyi korunmuş olanıdır. Yaklaşık 30 bin seyirci kapasitesi olduğu söylenir. Stadyumun her iki ucu yarım daire şeklindedir ve bu uçların her birinde tünel girişleri vardır. Stadyumun tabanı basılmış topraktır ve dış toprak seviyesinden daha aşağıdadır. Bundan da stadyumun tabanından kazılan toprağın oturma yerlerinin yükseltilmesi için dolgu olarak kullanıldığı çıkarılabilir.

Koşu yolu 262x59 m boyutlarındadır. Stadyum 40 keileye bölünmüş ve 30 oturma sırası vardır. Kentteki şenliklerin kapsamında yer alan çeşitli yarışmalar ve atletik oyunlar hep stadyumda düzenlenirdi. Ancak 7.yy da meydana gelen depremlerin kent tiyatrosunda hasara yol açması sonucu stadyumun doğu ucu arena oyunlarına uygun bir biçime dönüştürülmüştür. Atletlerin daima önemli mevki vardı. Atletik yarışmaların dışında ikinci ve üçüncülüğe de ödül verilirdi.8-10

KEDRAİ:

Sedir ( Antik adıyla Sedrai / Kedrai ) Adası´nın bir adı da Kleopatra Adası´dır. Bu ismin kaynağı bir aşk hikayesine dayanır. Bilindiği gibi ünlü Mısır Kraliçesi Kleopatra Ege ve Akdeniz sahillerinin pek çok yerini gezmiş ve arkasında çeşitli hikayeler bırakmıştır.

Kedrai antik kenti stadyumunun varlığı kitabelerden bilinmektedir. Kitabelerde burada en az üç atletik festivalin yapıldığına işaret etmektedir.8-10

LABRANDA:

Zeus Labraundos´un kutsal alanı olan Labranda antik kenti, eski Karia´da (Güneybatı Anadolu), bağlı olduğu Mylasa (Milas) şehrinin 14 km. kuzey doğusunda yer almaktadır.

En eski buluntular yaklaşık İ.Ö. 600 yılına aittir. 6. ve 5. asırlarda kutsal alan, sonradan tapınak terası olarak kullanılan alan tek küçük suni bir düzeltiden oluşuyordu.

1960 yılında mimar Olle Jonebor dar, oldukça düz, Milas ovasına inen modern köyün yanında eski bir stadyum olduğunu keşfetti. Günümüze bu stadyumdan pek bir şey kalmamıştır. Stadyumun orta kısmı Türk mezarlığı olmuş onun için koşu yolunu seçmek mümkün değildir. Bir yamaç yakınında olan bir stadyumda başlangıç çizgisinin hangi uçta olduğu bilinebilir, fakat Labranda antik kentinde bu bilinmemektedir. Kalıntılara göre koşucular için sol ayak önde olmak üzere yer yapılmıştır. Labranda antik kentinde bu bir sıra şeklinde devam eder.

Stadyumun ne zaman inşa edildiği kesin olarak bilinememekte, fakat M.Ö. 4.yy ın ortalarından daha sonraki bir tarihte yapılmış olması muhtemeldir.8-10

MYNDOS:

Bodrum da bulunmaktadır. Gümüşlük yada Karakaya antik çağda Karya Krallığının önemli liman kentlerinden biridir.

19.yy başlarına dek görülebilen stadyum bugün tamamıyla kaybolmuştur. Stadyuma kent planında yer verilmemiştir.10-2

THEANGELA:

Bodrum dolaylarında bulunmaktadır. Etrafı sur duvarları ile çevrili bir Leleg kentidir. Mavsolos devrinde çevre halkı burada yerleşmek zorunda kalmıştır. O çağda şehir dikdörtgen seklinde düzgün bir plana uygun olarak yeniden inşa edilmiştir.

Monthe planında stadyum şeklinde bir yapı gösterilmektedir. Yapının tespit edilen uzunluğu 46 m. nin biraz üzerindedir. Bu stadyum atletik egzersizlerde kullanılıyor olmalıydı.4-10

ANAZARBA:

Antakya dolaylarında Sugur adı ile anılan Arap-Bizans sınır kentleri arasında yer almaktaydı.

Burada bulunan stadyum amfi tiyatro şeklinde inşa edilmiştir.10

SELEUKEİA:

Kalykadnos Nehrinin sağ kıyısında (Göksu Nehri) yer alan antik Seleukia antik kenti, bugün İçel iline bağlı Silifke, Seleukos I. Nikator (İ.Ö. 312-281) tarafından Holmoi (Taşucu) halkını buraya yerleştirerek kurulmuştur.

Seleukeia antik kentini mabedinin doğusunda Göksu nun kenarında iki taraflı oturma yerleri bulunan stadyumun izleri görülebilmektedir.4-10

BLAUNDOS:

Uşak ili Ulubey ilçesi Sülümenli köyü sınırları içerisinde kalan şehir Uşak´a 40 km. uzaklıktadır.Blaundus antik kenti çevreye hakim bir tepe üzerinde üç tarafı sarp dere yatağı ile çevrili yarımada görünümündeki bir arazi üzerinde yer almaktadır.Şehrin simgesi çifte attır. Kentin kuruluşu M.Ö. 2 yılına kadar dayanmaktadır.Adı Luwi dilinden gelmekte olup , daha sonra M.Ö.1000 yılında Lidya halk ağzında Blaundus´a çevrilmiştir.

Stadyum kalıntıları kuzey yanda, surların tek giriş yeri olan büyük kapının arkasında, kentin içinde görülür. Bu stadyumda da priene antik kentinde olduğu gibi salt bir yanda seyirci sıraları vardır.4-10

NYSA:

Aydın ın Sultanhisar ilçesi Hellenistik döneme ait en önemli kalıntılardan biri olan Nysa Antik Kenti ni saklar. Nysa antik kenti, eskiden Karia olarak adlandırılan bölgede, Büyük Menderes Nehri nin (Meander) kuzeyinde, Aydın dağlarının (Messogis) eteğindeki, bir akarsu vadisinin yamaçlarının her iki tarafında Hellenistik devirde kurulmuştu.

Roma kentlerinde olduğu gibi Nysa antik kentinin en önemli yapılarının başında Gymnasium gelmekteydi. Bu okulda gençlere düşünsel ve bedensel eğitim veriliyordu. Kentin stadyumu, yani amfi tiyatrosu ise yaklaşık 192 metre uzunluğunda ve 44 metre genişliğindedir ve yaklaşık 30.000 kişiyi alacak kapasitededir. Oturma sıralarının 30 tane olduğu tespit edilmiştir. Kuzeyde kuzey kavsinin alt yapıları durmaktadır, fakat güneydeki her şey yıkılmıştır.4-10

SAİTTAİ:

Manisa nın Demirci ilçesinin yakınlarında, Roma ve Bizans imparatorlukları döneminin önemli kentlerinden biridir.

Stadyum kentin güney doğu tarafındadır. Büyük bir bölümü toprak altındadır. Oldukça sağlam durumdadır. 14 oturma sırası sayılabilmiştir.

F.Kolb, 1976 yılında stadyumun oturma basamaklarında kopya ettiği, tamamı 41 adet yazıtı tanıtmaktadır.  Kolb, harf şekillerini göz önünde tutarak, yazıtları M.S. 2. yy ın 2. yarısıyla 3.yy arasında tarihlemektedir. Yazıtlar stadyumda yer rezervasyonu yaptıran kabilelerin isimlerini içermektedir.10

SARDEİS:

Salihli´nin Antik Sardeis (Sart)antik kenti,. Sart Gediz havzasında, Sart Çayı kıyısında ve Bozdağ´ın batısındaki tepelerin kuzey yamaçları üzerinde Meles adlı kral tarafından kurulmuştur.

Karayolunun güneyinde ve kuzeyde akropolisin hemen altında bulunan uzun bir hat halindeki tonozlu yapı stadyumun kuzey yanını teşkil eder. Güney tarafı tabii bir yamaç üzerine inşa edilmiştir. Stadyumun doğu ucu eski tiyatronun eteğine uzanır. Sardis antik kentinde stadyum ile tiyatronun yakın mimarisi dikkate değer. Bu stadyum tam olarak bir kazıya tabi tutulamamıştır. Fakat tonozlarından Roma devrine tarihlenmektedir.10

TRALLEİS:

Bugünkü Aydın İli sınırları içindedir. Efsaneye göre Argoslular ve barbar Trakyalı Tralleislilerce kurulmuştur. Ancak daha önceleri Karialılarca kullanılmış bir kent olmalıdır. İ.Ö. 334´te İskender tarafından alınmasından sonra, Hellenistik krallıklar arasında sık sık el değiştirmiştir.

Bu stadyumun çok az bir kısmı kalmıştır. Doğu ucundaki kemerli giriş korunmuştur. Stadyum kısmen briket kısmen taştan yapılmıştır.10

ARYKANDA:

Arykanda harabeleri Elmalı - Finike karayolu üzerinde Finike´den 30 km uzaklıktaki Arif Köyü´nün Aykırıçay Mahallesi yakınındadır.

Stadyum Arykanda antik kentinin en üst teraslarında birinde yer almaktadır. Stadyumun oturma sıraları arkasında nişler ortaya çıkarılmıştır. Stadyumun ortasında bulunan ve bir merdivenle inilen aşağı terasta Arykanda antik kentinin çok iyi korunabilmiş tiyatrosu vardır  . Boyutları normal stadyum ölçülerine göre yarı uzunluktadır. Uzunluğu 80 m, genişliği 16m dir. Koşu pisti belirli bir kısımdan sonra trapez şeklindedir. Stadyum tek taraflı oturma yerlerine sahiptir.10

KADYANDA:

Fethiye´ye 24 km. mesafede Üzümlü Beldesi´nin güney-doğusunda bir tepede kuruludur. Antik Çağda Kaunos-Araxa yolu üzerinde bulunuyordu.

Stadyum üzümlü yönünden çıkıldığında veya orman yolundan gelindiğinde ilk karşılaşılan yapılardandır. Stadyum 90 m den fazla uzunluğu ile düz bir alan olarak batıdan doğuya doğru şehrin merkezinden geçmektedir. Stadyumun iki ucunun da harap olmasından ilk uzunluğu tespit etmek mümkün değildir. Yaklaşık 180 m olduğu düşünülmektedir. Kitabeler Kadyanda antik kentinde atletik tören oyunlarından bahsetmektedir. Hepsi aynı zamana ait olan ve stadyumda bulunan kitabeler çok tahrip edilmiştir. Şekil ve büyüklük bakımından da benzer durumdadırlar. Bu kitabelerden biri kalın bir kapı üstüdür, kırılmış olarak stadyumun güney tarafında durmaktadır.4-10

LETOON:

Kaş-Fethiye yolu takip edildiğinde, Xanthos´u geçtikten 4 km sonra güneye ayrılan yoldan Letoon antik kentine ulaşılır.  Letoon´un Lykia şehir devletlerinin, kültür merkezi olduğu düşünülmektedir. O dönemlerde milli festivaller burada yapılırdı ve papazları da federasyonda en yüksek mevkiye sahipti. Letoon adı, efsanelerden gelir.

Kitabelere göre Letoon antik kentinde yeri ve şekli henüz tespit edilemeyen  stadyumun bulunması, buranın yalnızca bir kültür merkezi olmadığını, aynı zamanda yaşayan bir şehir olduğunu ispatlaması açısından önemlidir 4-10

RHODİAPOLİS:

Kumluca´dan Korydalla yönüne yani kuzeybatıya gidildiğinde Hacıveliler köyüne ulaşılır. Daha sonra buradan orman içine giren patika yaklaşık bir saat takip edilerek çam ağaçları ile kaplı bir tepenin yamacındaki ören yerine varılır. Kalıntıların bulunduğu tepe, yöre halkınca "Eski Eser" olarak adlandırılmaktadır. İsmine Hekatios´ta rastladığımız Rhodiapolis, antik kenti olarak adlandırılır.

Tiyatronun güneydoğusunda geniş bir dikdörtgen alan oluşturan ve doğu yönünde geç devir yapıları ile sarnıçlar bulunan uzun bir yapı yer alır. 19 yy gezginleri, oturma sıralarını belirttikleri bu yapının stadyum olduğu düşünülmüştür.10

TLOS:

Lykia Tarihi´nin en eski ve güçlü şehirlerinden biri olan Tlos, Xanthos vadisinde yer alır. Saklıkent´´den arabayla 15 dakika kadar sürmektedir.

Tlos antik kentinin Stadyum (Stadium)´u Tepenin eteğinde, doğu taraftadır. Bu Roma yapısında oturulan yerler günümüze kadar kalmıştır. 10 ya da 12 oturma sırası bulunmaktadır. Granit sütunların bulunmasından , Şehrin kuzey tarafında sütunlu bir Portiko´nun (sütunlarla çevrili üstü kapalı hol) olduğu sanılmaktadır. 150 m uzunluğundaki uzun hol´ün kuzey yarısında 3 paralel yol vardır ve merkezde olan yol en genişleridir. Bu yapıda daha birçok bölümler vardır ancak yapının işlevi kesin olarak bilinmemektedir. 10

PERGAMON:

Türkiye´nin batısında, İzmir´in 110 km kuzeyinde, sahilden yaklaşık 30 km içeride Bergama Çayı´nın (Antik Kaikos) suladığı ovanın kuzey kenarında yer alır.

Stadyum aşağı şehirde bulunmaktaydı. Roma zamanında oluşmuştur. Pergamon antik kentinde ayrıca yukarı gymnasionun güneyinde arazinin düşüşünden yararlanılmış ve Bodrum stadyumu olarak adlandırılan bir mekan oluşturulmuştur. Kitaplarda Bodrum stadyum olarak geçen bu mekanın bir alt konstrüksiyonu için yapılmış olabileceğinin kabul dilmesi daha doğru görülmektedir.5-10

ASPENDOS:

Antalya-Alanya karayolunun  4 km kuzeyinde yer alan  Aspendosun geçmişi M.Ö. V. yüzyıla kadar uzanır.

 Stadyum tiyatronun kuzeyinde ve akropolin doğu yamacında yer alır. U şeklinde bir planı vardır. Taştan yapılmıştır. Koşu yolunun uzunluğu 215 m, genişliği 30 m dir. Başlama hattı gözükmemektedir. Stadyumun oturma yerleri kemerler üzerine inşa edilmiştir. Stadyumun yuvarlak olan kuzey ucu doğuya dönüktür. Açık olan ucu güneydedir.4-10

SİLLYON:

Antalya-Alanya karayolunun yaklaşık olarak 35. km.´sinden kuzeye dönülür ve 8 Km. sonra Sillyon antik kentine ulaşılır.

Stadyum kentin güneybatısında yer alır. Stadyum U şeklinde bulunmaktadır. Oturma yerlerine salt doğu tarafta rastlanabilmekte ve bunlardan çok iyi durumda 4 sıra görülebilmektedir. Batıda oturma yerleri görülememektedir. Sillyon antik kenti stadyumu M.S. 2.yy ın ortalarına doğru inşa edilmiştir. Daha sonraki dönemlerde farklı amaçlarda kullanılan bu stadyum birkaç defa onarılmıştır.10

PERGE.

Antalya´nın 18 km. doğusunda Düden ve Aksu akarsuları arasında kurulmuştur.

Stadyum şehir surlarının tamamen dışında, Perge antik kentine giderken asfalt yolun doğusunda, tiyatro ile karşılıklı bulunmaktadır. U şeklinde bir plan gösteren bu stadyum orta kısmında bir şişkinlik vardır. En iyi korunmuş stadyumlardan biridir. Koşu yolunun uzunluğu 234 m dir, genişliği ise 34 m dir. Başlama hattı korunamamıştır. Stadyumun oturma yerleri kemerler üzerin inşa edilmiştir. Oturma basamaklarının sayısı 12, kapasitesi 12 bin kişiliktir. Stadyumun güney ucu açıktır. Esas girişin bu uçta yer aldığı bilinmektedir. Bu uçta paye ile yarım sütun parçası, heykel parçaları, sütun başlıkları bulunmuştur. Bunların anıtsal bir kapıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Perge antik kenti stadyumu muhtemelen M.S. 2.yy da inşa edilmiştir.9-10

AİZANOİ:

Kütahya şehir merkezine 57 km. uzaklıkta Çavdar Hisar İlçesi´ndedir.

Aizanoiantik kentindeki stadyum-tiyatro kombinasyonunun benzeri yoktur. Stadyumda yapılan 1982-1990 yılları arasındaki araştırmalar, bu yerin M.S. 160 yılından sonra başlanıp, aralıklarla M.S. 3. yüzyılın ortalarına değin bir yapım süreci geçirdiğini ortaya koymuştur. Stadyum girişinin doğu kısmının onarımı sırasında, yeni bulunan ve tekrar yerlerine konan yazıtlar, kendisini daha önce ana köprünün yazıtından tanıdığımız, M. Apuleius Eurykles´in bu kompleksin yapımında da rol oynadığını göstermektedir.

Stadyumun oturma sıraları hafif çokgen biçimli olduğundan, yapı ortada genişlemektedir. En geniş kesimde batı tarafta bir kapı binası vardı. Restorasyon sırasında podyum üzerine konmuş iki oturma taşı, bu kapı binasının daha sonra bir dönemde oturma basamaklarıyla örtülerek kullanılmaz hale getirilmiştir. Stadyumun tiyatroya bakan cephesi mermer kaplı bir duvarla sınırlıdır. Bu, aynı zamanda tiyatro sahnesinin de arka tarafının kaplamasıdır. Mermer parçaları bugün stadyumun kuzeyinde görülebilmektedir. Bu cephe duvarının alçak kaidesi Dor düzenindedir. 4-10

KİBYRA:

Kabalis  bölgesinin baş  şehridir. KİBİYRA   en büyük şehir olup daha sonra BUBON , BALBURA  ve  İNUADA şehirleri gelir. Kabalis bölgesi Seki  ovasını, Dirmil  ovasını , İbecik  deresini , Söğüt  gölünü  kapsar.

Kent alanına yaklaşırken daha uzaktan yamaç aşağısından dikkati çeken ve oturma sıraları nedeniyle tiyatroya benzetilen stadyum U biçiminde bir plana sahiptir. Girişte zafer takı biçiminde bir anıtsal kapısının olduğu bilinmektedir.10

LAODİKEİA.

Denizli İli´nin 6 km. kuzeyinde yer alan antik Laodikeia antik kenti coğrafi bakımdan çok uygun bir noktada ve Lykos ırmağının güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok "Lykos´un kıyısındaki Laodikeia" şeklinde geçmektedir

Stadyum şehrin güney-batısında, doğu-batı doğrultusunda uzanmaktadır. Stadyumun ek yapıları ile gymnasium bir bütünlük teşkil edecek şekilde yapılmıştır. İ.S. 79 yıllarında yapılan stadyumun uzunluğu 350 m., genişliği 60 m. dir. Amfi tiyatro şeklinde yapılmış olan yapının 24 basamaklı oturma sırası bulunmaktadır. Büyük bölümü tahrip olmuştur. İ.S. 2.yüzyılda yapılan gymnasium proconsul Gargilius Antioius tarafından inşa ettirilerek İmparator Hadrianus ve eşi Sabina´ya ithaf edildiğine dair yazıt bulunmuştu.9-10

SELGE:

Selge antik kenti Manavgat´ın kuzeyinde, Antalya - Alanya karayolunun 55 km içerisinde yer alır.

Stadyum tiyatronun güneybatısında, şehrin sırtlarına paralel olan bir düzlükte bulunmaktadır. Koşu yolunun uzunluğu 216 m, genişliği 40 m dir. Başlangıç hattı korunamamıştır. Stadyum taştan yapılmıştır.

Selge antik kentinde tiyatro ve stadyum birbirine yakın bir mimari gösterirler. Stadyum tiyatronun güneybatısında yer almaktadır. Burada, Aizanoi antik kentinin tiyatro-stadyum bağlantısından daha farklı bir durum görülmektedir. Yazıtlar stadyumda geçen müsabakaları konu alır.9-4

SONUÇ:

Yaptığımız bu çalışmayla Anadolu daki antik kentlerdeki stadyumları incelemeye çalıştık. Onların bugünkü durumlarına bakmaya çalıştık. O zamanlarda hangi amaçlarda kullanıldıklarını araştırdık ve birkaçının dışında çoğunun günümüze zor ulaştığını gördük. Böylece de biz de Anadolu nun antik stadyumlar yönünden zenginliğini araştırarak spor tarihine ışık tutmak istedik.

Aylin ZEKİOĞLU* Nurullah CANDAN*

*C.B.Ü.BESYO-MANİSA

KAYNAKLAR:

1-Alpman C.,Eğitim Bütünlüğü İçinde Beden Eğitimi ve Çağlar Boyunca Gelişimi, GSB Yayınları, İstanbul, 1972,59

2-Atlas Gezi Dergisi, hürriyet Ofset Matbacılık ve gazetecilik A.Ş., İstanbul, 1996, Nisan sayısı, 51-84

3-Antik kentler (2000).http://www.kultur.gov.tr/arkeloji

4-Bodrum (2000). http://www.akyaka.org/tarih/bodrum

5-İzmir (2000).http://www.izmir turizm.gov.tr

6-İzmir (2000). http://www.izmir-bld.gov.tr

7- K.F.Johansen, Clazomenian Sarcophagus Studies, ActaArch 13, 1942, 1-64.

8- M.J.Mellink, Archaeology in Asia Minor, AJA 88, 1984, 441-459

9- R.M.Cook, Old Smyrna: The Clazomenian Sarcophagi, BSA 69, 1974, 55-60.

10-Saltuk S.,Antik Stadyumlar, İnkılap yayınevi, İstanbul, 1995, 48-77

11-Şahin M.,Spor Ahlakı ve Sorunları, Evrensel Basım Yayım, 1998, İstanbul, 30-32

Okunma 1651 kez Son Düzenlenme Pazar, 14 Haziran 2020 15:14

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.